9 Temmuz 2013 Salı

Çapraz

sorgulamayınca daha iyi.
bir yıl hiçbir sporu takip etmeyip, mayıs ayında nkfvas takılanları,
yapamadığını kabul edemeyenleri,
seni umursamayanları,
neden hep gidip müzik dinlediğini,
neden camdan baktığını,
neden basketbolun türkiye'de popüler olduğunu,
neden hala fiziksel gelişimini tamamlayamadığını,
insanların neden bazı şeylerle yaşadığını,
insanların neden acı çektiğini,
neden acı çektirdiğini,
her seferinde yapmayacağım dediğin şeyi neden yaptığını,
paranın neden sürekli boş şeylere gittiğini,
paranın ne kadar boş olduğunu,
paranın insanları nasıl değiştirdiğini,
önyargıları,
düşünceleri,
neden bunu yazdığını,
sorgulamayınca daha iyi.ama cevap alamayacağını bile bile sorguluyosun işte.

Playlist-3

Yepyeni bir playlist, pek çok kez duyduğunuz şarkılar ve hiç duymadığınız şarkılar. Hepsi burada LETSGO2LA Blog'da. Radyo reklamı olarak düşündüğüm metin budur, yazıda gayet başarılı durdu bence.

Red Hot Chili Peppers-Dani California

Kendi müzik tarzına sahip, onunla aynı tarz müziği yapan bir grup olmadığı için (hayır, taksimdeki barlarda çalan ve "yeni bir ses" peşindeki gruplar ve onların dinleyenleri olan 7 kişilik grup, siz sayılmıyorsunuz*) kendi tarzının en iyisi olan, nevi şahsına münhasır bir grup RHCP. California'ya özel  bir ilgileri var bilemiyorum memleketleri galiba. Ama şarkıları genelde coğrafya dersi havasında, eyalet isimleri sık sık geçiyor. Türkiye'de bunu denenmesi lazım. Hande Yener "Bodrum" adlı "şeyde" bunu denedi. Bodrum'un şehir olmadığını farketmedi galiba, o yüzden biraz yanlış bir uygulama oldu. Hehe. Bu şarkıysa RHCP şarkısı yani. Sözleri olsun, melodisi çok hoş. Ama herkese gitmez, RHCP öyle bir grup işte, pis yanı bu.

Dale Earnhardt Jr.Jr.-If You Didn't See Me

Öncelikle, yanlışlıkla iki kere jr yazmadım. Grubun adı bu. Conan izlemenin sonucu buldum bu şarkıyı. Solistin kıvırcık uzun saçları var. Indie'ymiş bu tarzın adı. Hep merak ederdim Indie'nin ne olduğunu yeni öğrendim. Zevkli bir şarkı boş anlarda dinlenebilir.

Melis Danışmend-Masa

Duygusallık denen şeyin nirvanası, Metal müzik için Metallica neyse, duygusal şarkılarda Melis Danışmend de odur. Yazacak pek bir şey yok. Eğer aşk denen lanet şeye kıyıdan bulaştıysanız bu şarkıyı dinlemeyin. Normalde dinlenmeli, eğer birine bir şey hissedilmiyorsa. Ayrıca çok güzel zilsesi oluyor. İlk girişi iyi yani.

Bu kadardı Playlist-3.



*:O 7 kişiye 4 kişilik grup da dahil.

7 Temmuz 2013 Pazar

Keşke-1

Buralarda genelde keşke diyeceğim sportif olaylar, veya keşke alabilseydim diyeceğim eşyalar(genelde forma) benzeri yazılar bulunacak. Planım o yönde yani. 

Keşke;

Juventus'un 05-06 sezonu evey forması olan şu harikaya sahip olabilsem.
İtalya bayrağı güzel, her formada ,kıyıdan gözükse dahi, mükemmel duruyor. Bakınız örnek1.
İtalya güzeldir. Del Piero iyidir. Matri adam değil.

Keşke;

Fenerbahçe fontlarını değiştirse. İğrenç. Gerçekten iğrenç. Hani PES5'te falan olurdu ya hazır fontlar. Forma yaparken seçerdik falan. İşte onlardan koysalar bile kafi. Eski her font güzeldi. Hele 02-04 sezonu fontları gayet hoştu. 

Keşke;

NBA'e kısa bir oyunncu gönderebilsek. Hayır, Hido kısa sayılmaz. Gerçek bir guard. Belki buna en yakın olan son yıllarda Kerem Tunçeri'ydi. O da tercih etmedi sanırsam. Çünkü oynayabilirdi.

Keşke;

İzzet Türkyılmaz Fenerbahçe Ülker'e transfer olsa. Buna yorum yapmıyorum.




Bu kadardır.

Ben size vuruyo muyum ya!

Hemen hemen hiç bir efsane denebilecek filmi izlememiş, hatta bu sebeple bütün arkadşlarının arasında dalgha konusu olşan ben film yazısı ve önerisi yapacağım. Buna ironi denir dostum. Film 1998 yapımı. Cem Yılmaz'ın belki de sadece oyunculuk yaptığı tek film. Av Mevsimi'nde oyunculuk dışı bir etkisi var mıydı bilmiyorum. Ama ilk filmi olması sebebiyle genç Cem Yılmaz'ı izlemek çok zevkli. Ayrıca yıllardır "höt" dese güleceğimiz adamı ciddi, dram rolünde görmek de çok güzel. Yanlış anlaşiılmasın film sürekli ciddi bir havada değil. Esprili bir durum var. Ama her zamanki Cem Yılmaz filmleri kadar değil. Hokkabaz'ın biraz daha ciddisi denebilir belki. Tahminimce çoğu kişi izlemiştir. İzlemeyenler kesinlikle izlemeli. Film Altan ve Nuri kardeşlerin hikayesini anlatıyor. Hatta 2 yıl sonra birlikte geçirdikleri 5-6 gün. Altan toplumda "piç" olarak nitelendirilen bir tip.Yani, her işe giren başarısız olan sokaklarda gezen bir tip. Taksim, Cihangir taraflarında yaşıyor. Nuriyse tam zıddı işinde gücünde, kendisine kimsenin dokunmamasını isteyen bir adamcağız. Tahmin edersiniz ki Cem Yılmaz Altan'a, Mazhar Alanson ise Nuri'ye hayat veriyor. Altan iki yıl sonra Nuriyi ilk defa görüyor. Nurinin çalıştığı ecza deposundaki ilaçları alıp, bir uyuşturucu baronuna satıyor. Olaylar sonrasında gelişiyor. İzlediğim hiçbir filmden bu kadar etkilenmediğimi belirteyim. Ama sorarsanız, nesi bu kadar etkileyici diye, size bir cevap veremem. Ama izlemenizi şiddetle tavsiye ederim. Mazhar Alanson'dan dolayı MFÖ müzikleri var filmde. Ama filmle mükemmel uymuşlar. 



Playlist-2

Bir kere başladık devam etsin bari. 


Anastacia-Sick and Tired

Sözlerini okunuryazsam şimdi, melodisiyle okursunuz büytük ihtimalle. "May layf iz on may layf". Aylarca sözleriyle arayıp bulamadığım bir şarkının bu kadar da güzel olmasını beklemiyordum açıkçası. Dinlediğim en güzel şarkılardan olduğu kesin.Anastacia'nın ise solistin adı mı yoksa grubun adı mı bilemiyorum.

Endeverafter-No More Words

Kabullenmesi güç olsa da Smackdown(Amerikan Güreşi) takip ettiğim yıllardan bildiğim şarkı. Önyargıyla yaklaşmamanızı ve dinlemenizi tavsiye ederim. Güzel rock şarkısı yani. Sözlerine dikkat ederseniz zaten manalı sözleri var boş değil.
Bu tipin girerken kullandığı şarkı No More Words.Tipi boşverin ama şarkı güzel.

Vega- Bu Sabahların Bir Anlamı Olmalı

Bu şarkı, tahminimce Türkçe Rock tarihinde kendine önemli yer edinmiş bir şarkı. Grup da aynı şekilde. Çok etkili ve insanda her türlü düşünceyi uyandırabiliyor. Her insanın dinlemesi gereken bir şarkı bence. Çünkü şarkı güzel.

Bir başka playlistte görüşmek üzere Serayseverler.

5 Temmuz 2013 Cuma

NBA Ve Forma Çılgınlığı

NBA çoğu kişi (en azından MLB veya NFL'i sallamayanlar için) dünyanın en büyük spor ligi. Organizasyon değil çünkü manasını anlamadığım bir olimpiyatlar meselesi var. Ona da değiniriz. Konuya dönelim. NBA'i takip edenler bilir. 3 sene üstüste kim şampiyon oldu? Ehehe. Yok o değil. Şimdi, diyeceğim şu. Bu ülkede neden doğrudüzgün NBA forması satılan yok. Taksim'de sözde bir NBA Store var. Avrupa'daki ilkmiş. Gidin görün halini. Bilen zaten biliyor. İçler acısı desem? Arada tişört gelir, bazen Pacers veya Bobcats şortları satılır. Her zaman da formalar var birkaç çeşit. E ama o koca mağazanın caddeye bakan camına benim boyumun 7 katı NBA logosunu koyuyorsan, ve sende Cevahir AVM'deki adidas mağazasında bulunan ürünlerden farklı beş on ürün varsa NBA Store değilsin ki. Sen saçmasapan birşeysin. Yani caddenin sonunda kocaman bir adidas originals bölümü var. Hoş anlam veremedim hiç adidas originals'a. Aynı ürünleri 3 katına satmak gibi bir politikaları var. Konuya dönelim. Yani çok mu zor, o katı tamamen NBA'e ayırmak. 1 tane olsun 2 tane olsun her takımın formasından koymak. Hadi bu zor geldi, olabilir bugün kim gidip Pelicans forması alır ki? İsim kötü. Ehehe. O zaman popüler takımlarda oyuncu çeşitliliği arttır be gülüm. Miami forması alırken, LeBron ve Wade hariç seçenek yok. Boshtan emin değilim yalan olmasın. Yani 87 lira zaten forma. Ulan boş halleri de var. İşte altta bas sen. Miller 13 yazsın formada. Çok mu zor. Hayır satıyosun isim basmalı ona eyvallah. Ama rahatsız oldğum bir şey var. ŞU DALLASIN SWINGMAN DEĞİL DE O 87LİK FORMASINDAN GETİRSENİZE. 150 lira formaya yani tak diye verilecek para değil. Ayrıca öneridir bu eski formalardan satabilirler. adidas originals'ler değil ama. Onlar maallah bir forma 380 lira falan. Yani bir Nash'ın Mavs forması, Ray Allen'ın Supersonics forması, Shaq'ın herhangi bir forması olur yani. Demek istediğim getirilmesi bunların. Çünkü bunları ABD'de temin edebiliyoruz sanırsam. Onları sat 150'ye, 200'e.

Bir diğer mevzu da Euroleague. İsminde meymenet yok ama zevkli bir lig. Koca turnuvanın sponsoru Türkiye menşeili bir firma. Sahipleri Türk olmayabilir. Bu güzide organizasyonun internette bir store'u var. Bunu bence kanlı canlı bir dükkana çevirebilirler. Tutar da, çünkü gün geçtikçe ülkemizde basketbola olan ilgi artıyor.

Hadi EuroleagueStore zor geldi. Şu klüpler o zaman storelarında sadece futbol ürünleri satmasın. Yani dört bir yanda Fenerium var. Fenerbahçeli olduğum için Feneriumu söyleyeceğim. Diğerleri hakkında bir fikrim yok. Yani bildiğim kadarıyla FB Ülker basketbol formaları sadece stadın orada satılıyor. En azından çoğu Fenerium'da görmediğimi söyleyebilirim.

Bu kadardır maruzatım.

Playlist-1

Tamamen manasız bir şekilde oluşan bir blogdan yazıyorum şu anda. Eski bloguma ulaşmaya çalışırken bir anda bu blogu buldum. Ne zaman isim falan seçtiysem. Öyle bir şey ki, blogun başlığının sebebini unuttum. Ama güzel duruyor kabul ediyorum onu Herneyse. Playlist başlığında ne bileyim böyle dinlediğim şarkıları falan yazacağım. Bir de onlara yorum yapacağım. Sanki okuyan olacakmış gibi. Ayrıca kendime sesleniyorum. ULAN İNSANIN 17 YAŞINDA 5.BLOGUNU AÇMASI NE DEMEK


30 Seconds To Mars-Hurricane


DreamTV sağolsun, oradaki çok gülen bir hanımabla var. Birsen diye. Nasıl bir isimse o da. Kovmuşlar mı bunu neyse işte, bu hanımabla giderken bu şarkıyı falan yayınladı. Çok hoş bir şarkı sebepsiz yere dinliyorum ama cidden güzel şarkı. Yani nakaratı güzel. Ama galiba bu grup ant falan içnmiş kurulurken, şarkıda nakaratları en az 45 kere kullanacağız diye. Öyle bir şarkı. Sürekli "Tell me would you kill to save a life?". Hayır güzel cümle ama suyu çıkıyor bir yerden sonra.


System Of A Down-Toxicity


Bu şarkıyla ise sağolsun bir arkadaşımın beni Guitar Hero adlı uyuşturucu madde vasıtasıyla tanıştım. Yani kulağınızı biraz zorluyor ama, Toxicity yani sonuç olarak. Adamlar Ermeni falan, Türk düşmanı diyorlar ama sen onların müziğini dinledin diye soyadının sonuna "-ıyan" falan eklenmiyor yani. Veya gaza gelip köşedeki berber "Lanet olası şerefsiz Türkler" diye koşmuyorsun elinde bıçakla. 


Kelly Clarkson-Stronger


İki rock şarkıdan sonra gayet eller havadalık duruyor ama. Aması yok ulan gayet eller havada şarkısı. Ama her playlist biraz böyle karışık olmalı bence. Yani farklı türler dinlemeli insan. Ahmet kuralın Erol ile İbrahim'de dediği gibi "Gabaktan bi kere dadıvemişim nolmuş yani?"

     Ortadaki pijamalı şerefsiz Erol. Yataktaki ise İbrahim'in annesi.

Playlist dediğim şey bu kadarlık. Yani aklımdaki tek tek şarkıları yazmaktı ama 6 yıl sürer.