Pazartesi. Cumartesi hele.
İnsanlara bakışımı değiştirecek olaylar oluyor etrafımda.
Her gün. Arkadan.
Özlediğim insanlar oluyor.
Her gün, her saniye.
Nefret ettiğim insanlar yaşıyor. Öldürmek istediğim.
Bu ülkede, bu şehirde hatta iki dakikalık mesafede.
Kelimeler öğreniyorum, takılıyor dilime. Sallıyorum herkese. Kafama eserse. Esmezse kime ne!
Keşke gitmeseydim dediğim yerler oluyor.
O andan bugüne.
İyi ki sahlepe tarçın dökmüşüm, üzeri kaymak tutmuş.
İyi ki, bitmeden hayat.
İyi ki tumblr illetini uzak tutmuşum kendimden.
İyi ki.
Sonuç olarak, elime şans geçse öldüreceğim insanlar var.
Karşısına çıkıp ne diyeceğimi bilmediğim.
Merhaba derim mesela, sonra neden derim.
Giremediğim sokaklar var.
Senin yüzünden harcadığım saatler var.
İçimde beslediğim saf nefret var.
Kafamda kurduklarım var.
İNSANLARA ANLATAMADIKLARIM VAR.
EZİKLİK KOMPLEKSİM VAR.
Ya. Siz 30 küsür yaşındasınız. Öğretmek göreviniz di mi. Ben mi yanlış öğrenmişim bugüne kadar öğretmenin tanımını.
Sizin göreviniz benim neden o yanlış yazdığına takılmamın sebebini bulmaksa, sorarsınız neden diye di mi.
Bi insanın hayattan nefret etmesini sağlayacak olayı kafasına sokmazsınız. Adı eziklik kompleksi veya bilmemne, bunun sebebi olacak olay basit midir sizce?
Sorsa birisi, zira bundan sonra beklersiniz ön sırada oturmamı.
Kendinden 15 yaş küçük birine neden laf sokmaya çalışıyorsun diye.
Ne olur cevabınız?
Akıl yaşta değil başta falan mı?
Eğer öyleyse. Değilse de.
Sayın hocam, o sözün canlı bir kanıtısınız.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder